Aylık Bülten, Ekim 2009




Yaz sonrası kış başlangıcı bakım tüyoları

Yaz aylarının bittiği, sonbahar aylarının sürdüğü ve kış soğuğunun da kapıda olduğu bugünlerden cildinizin etkilenmemesi imkansız! Tam bir geçiş dönemi yaşadığımız böyle bir dönemde tepeden tırnağa özel bir bakım yapmakta fayda var.

  • EN HASSAS BARİYER CİLDİMİZ: Sıvı ve ısı dengesini sağlayan, salgı yapan, duysal ve immünolojik pek çok işlevi olan cildimiz, aynı zamanda iç ortam dengesi ile dış çevrenin potansiyel zararları arasında bir bariyer oluşturarak yaşamsal bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla çevrede oluşan değişiklikler ilk ve doğrudan cildimizi etkiler. Şüphesiz bu çok sayıda işlevlerin dışında cilt, yumuşak, parlak, temiz ve pürüzsüz görünümü ile estetik açıdan da büyük önem taşır.
  • MEVSİM GEÇİŞLERİ YIPRATIR: Özellikle mevsim geçişlerinde cildin yeni hava koşullarına ayak uydurması için bazı önlemlerin alınmasında fayda vardır. Yazın güneşin ve nemin etkisiyle yıpranan hasar gören cildimiz sonbaharın gelmesiyle özellikle rüzgar ve ani ısı değişikliklerinden olumsuz yönde etkilenir.
  • GÜNEŞ YAŞLANDIRIR: Özellikle son zamanlarda ozon tabakasının da incelmesi ile birlikte güneşin bazı zararlı ışınları yeryüzüne daha kolay ulaşmakta ve ciltte basit bir lekeden deri kanserine kadar pek çok olumsuzluklara neden olmaktadır. Güneş ışığından etkilenen kişilerde öncelikle deri kalınlaşması olur ve derinin doğal korumasını artırmak için derinin rengini veren hücreler daha fazla renk maddesi salgılarlar (bronzlaşma). Uzun süre güneşe maruz kalan deride zaman içerisinde incelme, elastikiyetin bozulması (kırışıklık), kuruluk, lekelenmeler, kılcal damarların belirginleşmesi, fotoyaşlanma görülür ve en önemlisi deri kanserinin oluşma riski artar.
  • LEKELENMEMESİ İÇİN NEMLENDİRİN: Güneşin kuruttuğu cildin nemlendirilmesi çok önemlidir. Özelikle bronzlaşma ile birlikte cildin tekrar kendini yenilemesi sürecinde cildin üst ölü tabakaları kepek kepek dökülür. Bu süreçte uygun bir nemlendirme yapılmazsa ciltte homojen olmayan renk farklılıkları ve lekeler ortaya çıkar. Yalnız dikkat etmek gereken husus cildinizi nemlendirirken yağlandırmayın. Cilt tipine uygun temizleyiciler ve nemlendiriciler kullanılmadığı zaman gözenekler tıkanıp siyah nokta, komedon ve akne oluşumu kaçınılmazdır.
  • KALINLAŞAN CİLDE PEELİNG GEREK: Yaz sonrası güneşin ve nemin etkisiyle kalınlaşan, lekelenen, kırışan ciltleri sadece sonbahar ve kış aylarında uygulanan kimyasal peeling ile tedavi etmek mümkündür. Kimyasal peeling yani soyma işlemi deri yaşlanmasının önlenmesi ve tedavisi amacıyla kullanılan etkin ve güvenilir bir yöntemdir. Bu amaçla doğal meyve asitlerinden üretilen çeşitli ajanlar deri tipine, ciltteki leke, kırışıklık veya akne izlerinin derinliğine göre çeşitli konsantrasyonlarda kullanılır. Dermatolog tarafından uygulanan bu yöntemle ince kırışıklıklar, kuruluk, leke ve akne izleri tedavi edilir. En az senede bir defa tüm ciltlerde uygulanabilecek olan bu yöntemle yaz sonrası kalınlaşan derinin üst tabakası ölü hücrelerden arındırılır. Böylece derinin mat ve soluk görünümü giderilir daha parlak gözenekleri sıkılaşmış taze bir cilt oluşturulur.
  • GENÇ BİR CİLT İÇİN MEZOLİFTİNG: Kimyasal peeling yöntemiyle derinin üst tabakaları tedavi edilirken mezolifting yöntemiyle de derinin alt tabakaları tedavi edilir. Mezolift yöntemiyle yaz boyunca güneş nem ve sıcaktan etkilenmiş cildinizi gençleştirirken kış mevsimine de yepyeni sağlıklı bir görünümle adım atabilirsiniz. Mezolift; stres, hava kirliliği, güneşin zararlı ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Sigara ve alkol kullanımından da zarar gören cildin yeniden yapılanmasını sağlar. Cildin kaybettiği nem, vitamin, aminoasit ve mineral desteği deri altına ufak iğneler yardımıyla enjekte edilir. Yüz, boyun, dekolte ve özellikle el bölgesinde oluşan kırışıklıkları ve yaşlanma etkilerini geriletir.

    TEPEDEN TIRNAĞA BAKIM GEREK
  • BOYNUNUZU VE ELLERİNİZİ UNUTMAYIN: El ve dekolte bölgesinin bakımı da, en az yüz bakımı da önemlidir. Özellikle yazın güneşe korumasız maruziyet; ellerde ve dekolte bölgesinde istenmeyen lekelenmelere, kollagen ve elastin liflerde harabiyete bağlı olarak da gevşeme ve sarkmalara neden olur. Ayrıca deri altı yağ dokusunun azalmasıyla, incelme ve kırışıklıkların derinleşmesiyle damarlanmanın belirginleşmesine yol açar. El dersinde oluşan gevşeme, sarkma ve kırışıklıklar, mezolifting uygulamarı ile tedavi edilebilir. Eldeki lekeler yeni başlamış ve çok derinleşmemişse, özel renk açıcı kremlerle ve peeling yöntemleri ile düzeltilebilir. Daha ileri vakalarda çeşitli lazer tedavileri uygulanabilir. Bazı durumlarda kriyoterapi (soğuk azot ile dondurma) iyi bir seçenek oluşturur.
  • KURUYAN SAÇLAR MEZOTERAPİ İLE CANLANIR: Güzelliğin tamamlayıcısı olan saçlar da en az cildimiz kadar yaz mevsiminden güneş, deniz ve klorlu sulardan etkilenir. Yaz sonu özellikle saçlarda cansızlaşma kuruma, kırılma meydana gelir. Kurulukla birlikte saç dökülmesi de sonbaharla birlikte artan problemlerdendir. Böyle bir durumda saç mezoterapisi kuruluk ve dökülmenin önlenmesinde iyi bir seçenektir. Saç mezoterapisi saç dökülmesini durdurmak, var olan saçın kalitesini artırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için belli periyodlarla saçlı deriye uygulanan bir tedavi şeklidir.
  • SAÇLAR DA VİTAMİN İSTER: Saç mezoterapisi sayesinde; saç ve saçlı derinin ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, aminoasit ve destek maddeleri, nemlenedirici ajanlar ve kıl köklerini uyarıcı maddeler direkt saçlı deriye ve saç köklerine uygulanır. Bu yöntemin diğer klasik ilaç tedavilerine göre üstünlüğü; yan etki riski olmaksızın ve ağızdan ilaç takviyesine gerek kalmadan sorunlu bölgenin direk tedavisi ile etkili sonuçlar alınmasıdır.

  • Çocuğu okula başlayanlara 6 altın öneri...

    Okul hayatına ilk adımı atmak, çocukların hayatında yeni bir dönemi başlattığı için büyük önem taşıyor. Birinci sınıfa başlayan çocuklar ilk kez aileden ayrılmanın, yeni arkadaşlar ve yeni bir ortamla tanışmanın heyecanını, gerilimini yaşıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy çocukların okula daha ilk günden kolay uyum sağlamaları için ebeveynlere önerilerde bulundu.

    Çocuklar ilk olarak ailede sosyalleşmeye başlıyor, bu süreç okulda devam ediyor. Okul hayatına ilk adımı öncesinde kimi çocuklar heyecanlı, kimi çocuklarsa korkulu bir bekleyiş yaşıyor. Çocuk bu zorlu süreçte velilerinin desteğine ihtiyaç duyuyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy, çocukların okula başlayarak yaşamlarının yeni bir aşamasına geçtiklerini belirterek şunları söyledi:
    "Okul ortamı karşılaşılan ilk ve süreklilik içerecek olan sosyal ortamdır. Çocukların nerdeyse rakipsiz olduğu, üzerinde aşırı ilginin bulunduğu ev ortamından çıkarak kendisi gibi onlarca arkadaşının bulunduğu ortama alışması zaman alır. Okul ortamına girmek eve ait tüm özellikleri kaybetmek anlamı da taşır. Diğer yandan evde sahip olmadığı sosyal özellikleri edinmenin yolu da açılmıştır. İkircikli, duygusal olarak gel git içeren bir dönem başlamıştır."

    Soğukkanlı tutum bu süreçte yardımcı olur

    Okula yeni başlayan çocuğun henüz yaşamadan, zihninde tasarladığı korkuların sönmesi için sabırlı ve kararlı bir tutum sergilemek gerekiyor. Okulun ona kazandıracakları, okulun özellikle evdeki durum ve ilişkileri açısında kayıplara yol açmayacağı vurgulanmalı. Sınıf öğretmeni ile kuracağı ilişkinin desteklenmesi, öğretmenin önerileri ile hareket edilmesi önem taşıyor. Başlarda çocukla birlikte derse girmek konusunda öğretmenin tutumu ve kararı belirleyici. Veliler, özellikle okulun ilk günlerinde ısrarla annesinden ayrılmak istemeyen ve sınıf ortamına karşı tepkili olan çocuğun yanında derse girebilirler ancak bu durumun süreklilik sergilememesi gerekiyor. Bu davranış hiçbir zaman birkaç günü geçmemeli.

    Aile bireylerinin, annenin sergileyeceği saldırgan, kırıcı tutum ve davranışlar çocuğun uyum sürecini olumsuz etkiliyor. Bu davranışlar çocuk tarafından sevilmediği, evde değerinin kalmadığı, itildiği, anne için başka ilgilerin kendisinin önüne geçtiği şeklinde algılanabilir. Saldırgan tutumların yaratacağı sonuçları kestirmek mümkün olmayabilir.

    Korku ve tedirginlik bir iki haftadan uzun sürüyorsa, zaman kaybetmeden psikolojik yardım istemek gerekiyor. Rehber öğretmenler ilk başvurulacak profesyonellerdir. Yeterli çözüm bulunmazsa bu kez çocuk ruh sağlığı uzmanlarına başvurmak önem taşıyor.

    Okulun ilk günlerinde ailelere öneriler

    Dr. Zafer Atasoy, çocukları okula yeni başlayan velilere şu önerilerde bulundu:
  • Okula gitmesi konusunda ailenin tüm üyeleri tutarlı tutum takınmalı, çocuk cesaretlendirilmeli.
  • Çocukla her zaman açık ve anlaşılır tarzda konuşulmalı. Okula gitmek istemiyorsa açıkça bu korkusunun nedenleri ve endişeleri ortaya çıkarılmalı. Ancak bu kesinlikle aşağılayıcı ve küçük düşürücü tarzda yapılmamalı.
  • Sadece onun değil her çocuğun bunu yaşayabileceği söylenmeli
  • Çocuklar için en önemli şey, güvendir. Çocuklara güven verilmeli. "Buralardayım", "çıkışta seni alacağım", "beni göreceksin", "kapıda olacağım" gibi cümlelerle çocuk sakinleşebilir. İlk günlerde çocuklarını okullarda yalnız bırakmamaları çocukların güvenlerini kazanmaları açısından gereklidir.
  • Kesinlikle karşılaştırıcı bir tutum içinde olunmamalı, başka çocuklar "iyi örnek" olarak gösterilmemeli.
  • Okulun ilk günlerinde ve daha sonra, okul ve öğretmenle işbirliği içinde olunması önemli. Ailelere okuldaki profesyoneller ve rehber öğretmenler tarafından bu adaptasyon sürecinin ne zaman sonlandırılması konusunda bilgi verilmeli.



  • Çarpıcı bir makyaj için nasıl bir fırça kullanmalı...

    Kaliteli bir ruj, rüya gibi bir far seti, ipeksi görünümü garantileyen bir pudra, mücevher gibi bir allık ya da tüm kusurları gizleyen bir kapatıcı... Hepsi bir yana makyajın sihirli değneği kesinlikle fırçalar! İşte, fırçaların doğru kullanım şekilleri, özellikleri ve bakım yöntemleri. Yumuşacık allık fırçası: Allık fırçası allığı birkaç hareketle yüzünüze eşit miktarda dağıtmanızı sağlar. Gözlerinizde doğal bir etki sağlamak için kaşlarınız ve göz kapaklarınızın arasına fırçada kalan fazla allığı sürebilirsiniz. Fırçanızın yumuşak kılları olmalı ama yüzünüze uyguladığınız işlemlere hakim olacak kadar da formunu koruyabilmeli.

    Kaş tarağı: Yeni sezonun en dikkat çeken detaylarından biri kalın kaşlar! Artık kaşlar, keskin köşeli ve dağınık... Bunun için kaşlarınızı bir süre hiç ellemeyin. Sadece kaş ve kirpik tarağı ile gün içinde tarayın. Makasla ufak düzeltmeler de yapabilirsiniz.

    Kapatıcı için: Kapatıcı fırçaları genelde kısa, küt ve kare şeklindedir. Kapatıcının, cilde daha iyi nüfuz etmesini ve istenmeyen lekelerin kapanmasını sağlar. Bu fırçaları göz çevreniz de dahil olmak üzere tüm yüzünüzde rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bu fırçayı sanki yüzünüze resim çiziyor gibi kullanmanızda fayda var.

    Pudra fırçası sert olmasın: Büyük bir pudra fırçası iyi bir makyaj için en önemli adım! Fırçanızın çok sert kılları olmamasına dikkat edin yoksa cildiniz tahriş olabilir. Kılların uzun ve yumuşak olması başarılı bir uygulama için idealdir. Fırçanıza ürünü çok yoğun almayın ihtiyaç duydukça fırçanızı pudraya sürün. Doğal kıllı fırçalar daha sağlıklı sonuç verir.

    Dağınık gölgeler için: Bu sezon gözlerde kara sürmeler değil, akıldan çıkmayan dağınık gölgeler hakim. Genelde far fırçalarının kılları uca doğru yuvarlaklaşır, yumuşak ve kısa kıllardan oluşur. Farınızın daha koyu görünmesini istiyorsanız sünger uçlu bir fırça kullanabilirsiniz.

    Kalem gibi: Göz altınıza kalem çekmeyi sevmiyorsanız, küt uçlu fırçalar sizin için ideal. Farın düzenli bir şekilde uygulanmasını sağlayan bu fırçalarla göz altınıza sanki bir kalem kullanıyormuş gibi incecik far sürebilirsiniz. Fırçayı kirpik diplerinize ve kaşlarınıza uygulayarak boşlukları da kapatabilirsiniz