 |


 |
Yaz sonrası kış başlangıcı
bakım tüyoları
Yaz aylarının bittiği, sonbahar aylarının sürdüğü ve kış
soğuğunun da kapıda olduğu bugünlerden cildinizin etkilenmemesi
imkansız! Tam bir geçiş dönemi yaşadığımız böyle bir dönemde tepeden
tırnağa özel bir bakım yapmakta fayda var.
EN HASSAS BARİYER CİLDİMİZ: Sıvı ve ısı dengesini
sağlayan, salgı yapan, duysal ve immünolojik pek çok işlevi olan
cildimiz, aynı zamanda iç ortam dengesi ile dış çevrenin potansiyel
zararları arasında bir bariyer oluşturarak yaşamsal bir rol
oynamaktadır. Dolayısıyla çevrede oluşan değişiklikler ilk ve
doğrudan cildimizi etkiler. Şüphesiz bu çok sayıda işlevlerin
dışında cilt, yumuşak, parlak, temiz ve pürüzsüz görünümü ile
estetik açıdan da büyük önem taşır.
MEVSİM GEÇİŞLERİ YIPRATIR: Özellikle mevsim geçişlerinde
cildin yeni hava koşullarına ayak uydurması için bazı önlemlerin
alınmasında fayda vardır. Yazın güneşin ve nemin etkisiyle yıpranan
hasar gören cildimiz sonbaharın gelmesiyle özellikle rüzgar ve ani
ısı değişikliklerinden olumsuz yönde etkilenir.
GÜNEŞ YAŞLANDIRIR: Özellikle son zamanlarda ozon
tabakasının da incelmesi ile birlikte güneşin bazı zararlı ışınları
yeryüzüne daha kolay ulaşmakta ve ciltte basit bir lekeden deri
kanserine kadar pek çok olumsuzluklara neden olmaktadır. Güneş
ışığından etkilenen kişilerde öncelikle deri kalınlaşması olur ve
derinin doğal korumasını artırmak için derinin rengini veren
hücreler daha fazla renk maddesi salgılarlar (bronzlaşma). Uzun süre
güneşe maruz kalan deride zaman içerisinde incelme, elastikiyetin
bozulması (kırışıklık), kuruluk, lekelenmeler, kılcal damarların
belirginleşmesi, fotoyaşlanma görülür ve en önemlisi deri kanserinin
oluşma riski artar.
LEKELENMEMESİ İÇİN NEMLENDİRİN: Güneşin kuruttuğu cildin
nemlendirilmesi çok önemlidir. Özelikle bronzlaşma ile birlikte
cildin tekrar kendini yenilemesi sürecinde cildin üst ölü tabakaları
kepek kepek dökülür. Bu süreçte uygun bir nemlendirme yapılmazsa
ciltte homojen olmayan renk farklılıkları ve lekeler ortaya çıkar.
Yalnız dikkat etmek gereken husus cildinizi nemlendirirken
yağlandırmayın. Cilt tipine uygun temizleyiciler ve nemlendiriciler
kullanılmadığı zaman gözenekler tıkanıp siyah nokta, komedon ve akne
oluşumu kaçınılmazdır.
KALINLAŞAN CİLDE PEELİNG GEREK: Yaz sonrası güneşin ve
nemin etkisiyle kalınlaşan, lekelenen, kırışan ciltleri sadece
sonbahar ve kış aylarında uygulanan kimyasal peeling ile tedavi
etmek mümkündür. Kimyasal peeling yani soyma işlemi deri
yaşlanmasının önlenmesi ve tedavisi amacıyla kullanılan etkin ve
güvenilir bir yöntemdir. Bu amaçla doğal meyve asitlerinden üretilen
çeşitli ajanlar deri tipine, ciltteki leke, kırışıklık veya akne
izlerinin derinliğine göre çeşitli konsantrasyonlarda kullanılır.
Dermatolog tarafından uygulanan bu yöntemle ince kırışıklıklar,
kuruluk, leke ve akne izleri tedavi edilir. En az senede bir defa
tüm ciltlerde uygulanabilecek olan bu yöntemle yaz sonrası
kalınlaşan derinin üst tabakası ölü hücrelerden arındırılır. Böylece
derinin mat ve soluk görünümü giderilir daha parlak gözenekleri
sıkılaşmış taze bir cilt oluşturulur.
GENÇ BİR CİLT İÇİN MEZOLİFTİNG: Kimyasal peeling
yöntemiyle derinin üst tabakaları tedavi edilirken mezolifting
yöntemiyle de derinin alt tabakaları tedavi edilir. Mezolift
yöntemiyle yaz boyunca güneş nem ve sıcaktan etkilenmiş cildinizi
gençleştirirken kış mevsimine de yepyeni sağlıklı bir görünümle adım
atabilirsiniz. Mezolift; stres, hava kirliliği, güneşin zararlı
ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkilerini ortadan
kaldırmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Sigara ve alkol
kullanımından da zarar gören cildin yeniden yapılanmasını sağlar.
Cildin kaybettiği nem, vitamin, aminoasit ve mineral desteği deri
altına ufak iğneler yardımıyla enjekte edilir. Yüz, boyun, dekolte
ve özellikle el bölgesinde oluşan kırışıklıkları ve yaşlanma
etkilerini geriletir.
TEPEDEN TIRNAĞA BAKIM GEREK
BOYNUNUZU VE ELLERİNİZİ UNUTMAYIN: El ve dekolte
bölgesinin bakımı da, en az yüz bakımı da önemlidir. Özellikle yazın
güneşe korumasız maruziyet; ellerde ve dekolte bölgesinde istenmeyen
lekelenmelere, kollagen ve elastin liflerde harabiyete bağlı olarak
da gevşeme ve sarkmalara neden olur. Ayrıca deri altı yağ dokusunun
azalmasıyla, incelme ve kırışıklıkların derinleşmesiyle
damarlanmanın belirginleşmesine yol açar. El dersinde oluşan
gevşeme, sarkma ve kırışıklıklar, mezolifting uygulamarı ile tedavi
edilebilir. Eldeki lekeler yeni başlamış ve çok derinleşmemişse,
özel renk açıcı kremlerle ve peeling yöntemleri ile düzeltilebilir.
Daha ileri vakalarda çeşitli lazer tedavileri uygulanabilir. Bazı
durumlarda kriyoterapi (soğuk azot ile dondurma) iyi bir seçenek
oluşturur.
KURUYAN SAÇLAR MEZOTERAPİ İLE CANLANIR: Güzelliğin
tamamlayıcısı olan saçlar da en az cildimiz kadar yaz mevsiminden
güneş, deniz ve klorlu sulardan etkilenir. Yaz sonu özellikle
saçlarda cansızlaşma kuruma, kırılma meydana gelir. Kurulukla
birlikte saç dökülmesi de sonbaharla birlikte artan
problemlerdendir. Böyle bir durumda saç mezoterapisi kuruluk ve
dökülmenin önlenmesinde iyi bir seçenektir. Saç mezoterapisi saç
dökülmesini durdurmak, var olan saçın kalitesini artırmak ve yeni
saç çıkışlarını aktif hale getirmek için belli periyodlarla saçlı
deriye uygulanan bir tedavi şeklidir.
SAÇLAR DA VİTAMİN İSTER: Saç mezoterapisi sayesinde; saç
ve saçlı derinin ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, aminoasit ve
destek maddeleri, nemlenedirici ajanlar ve kıl köklerini uyarıcı
maddeler direkt saçlı deriye ve saç köklerine uygulanır. Bu yöntemin
diğer klasik ilaç tedavilerine göre üstünlüğü; yan etki riski
olmaksızın ve ağızdan ilaç takviyesine gerek kalmadan sorunlu
bölgenin direk tedavisi ile etkili sonuçlar alınmasıdır.
|
 |
Çocuğu okula başlayanlara 6
altın öneri...
Okul hayatına ilk adımı atmak, çocukların hayatında yeni bir
dönemi başlattığı için büyük önem taşıyor. Birinci sınıfa başlayan
çocuklar ilk kez aileden ayrılmanın, yeni arkadaşlar ve yeni bir
ortamla tanışmanın heyecanını, gerilimini yaşıyor. Anadolu Sağlık
Merkezi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy
çocukların okula daha ilk günden kolay uyum sağlamaları için
ebeveynlere önerilerde bulundu.
Çocuklar ilk olarak ailede
sosyalleşmeye başlıyor, bu süreç okulda devam ediyor. Okul hayatına
ilk adımı öncesinde kimi çocuklar heyecanlı, kimi çocuklarsa korkulu
bir bekleyiş yaşıyor. Çocuk bu zorlu süreçte velilerinin desteğine
ihtiyaç duyuyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk ve Ergen
Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy, çocukların okula başlayarak
yaşamlarının yeni bir aşamasına geçtiklerini belirterek şunları
söyledi: "Okul ortamı karşılaşılan ilk ve süreklilik içerecek
olan sosyal ortamdır. Çocukların nerdeyse rakipsiz olduğu, üzerinde
aşırı ilginin bulunduğu ev ortamından çıkarak kendisi gibi onlarca
arkadaşının bulunduğu ortama alışması zaman alır. Okul ortamına
girmek eve ait tüm özellikleri kaybetmek anlamı da taşır. Diğer
yandan evde sahip olmadığı sosyal özellikleri edinmenin yolu da
açılmıştır. İkircikli, duygusal olarak gel git içeren bir dönem
başlamıştır."
Soğukkanlı tutum bu süreçte yardımcı
olur
Okula yeni başlayan çocuğun henüz yaşamadan,
zihninde tasarladığı korkuların sönmesi için sabırlı ve kararlı bir
tutum sergilemek gerekiyor. Okulun ona kazandıracakları, okulun
özellikle evdeki durum ve ilişkileri açısında kayıplara yol
açmayacağı vurgulanmalı. Sınıf öğretmeni ile kuracağı ilişkinin
desteklenmesi, öğretmenin önerileri ile hareket edilmesi önem
taşıyor. Başlarda çocukla birlikte derse girmek konusunda öğretmenin
tutumu ve kararı belirleyici. Veliler, özellikle okulun ilk
günlerinde ısrarla annesinden ayrılmak istemeyen ve sınıf ortamına
karşı tepkili olan çocuğun yanında derse girebilirler ancak bu
durumun süreklilik sergilememesi gerekiyor. Bu davranış hiçbir zaman
birkaç günü geçmemeli.
Aile bireylerinin, annenin
sergileyeceği saldırgan, kırıcı tutum ve davranışlar çocuğun uyum
sürecini olumsuz etkiliyor. Bu davranışlar çocuk tarafından
sevilmediği, evde değerinin kalmadığı, itildiği, anne için başka
ilgilerin kendisinin önüne geçtiği şeklinde algılanabilir. Saldırgan
tutumların yaratacağı sonuçları kestirmek mümkün olmayabilir.
Korku ve tedirginlik bir iki haftadan uzun sürüyorsa, zaman
kaybetmeden psikolojik yardım istemek gerekiyor. Rehber öğretmenler
ilk başvurulacak profesyonellerdir. Yeterli çözüm bulunmazsa bu kez
çocuk ruh sağlığı uzmanlarına başvurmak önem
taşıyor.
Okulun ilk günlerinde ailelere
öneriler
Dr. Zafer Atasoy, çocukları okula yeni başlayan
velilere şu önerilerde bulundu:
Okula gitmesi konusunda ailenin tüm üyeleri tutarlı tutum
takınmalı, çocuk cesaretlendirilmeli.
Çocukla her zaman açık ve anlaşılır tarzda konuşulmalı. Okula
gitmek istemiyorsa açıkça bu korkusunun nedenleri ve endişeleri
ortaya çıkarılmalı. Ancak bu kesinlikle aşağılayıcı ve küçük
düşürücü tarzda yapılmamalı.
Sadece onun değil her çocuğun bunu yaşayabileceği söylenmeli
Çocuklar için en önemli şey, güvendir. Çocuklara güven
verilmeli. "Buralardayım", "çıkışta seni alacağım", "beni
göreceksin", "kapıda olacağım" gibi cümlelerle çocuk sakinleşebilir.
İlk günlerde çocuklarını okullarda yalnız bırakmamaları çocukların
güvenlerini kazanmaları açısından gereklidir.
Kesinlikle karşılaştırıcı bir tutum içinde olunmamalı, başka
çocuklar "iyi örnek" olarak gösterilmemeli.
Okulun ilk günlerinde ve daha sonra, okul ve öğretmenle
işbirliği içinde olunması önemli. Ailelere okuldaki profesyoneller
ve rehber öğretmenler tarafından bu adaptasyon sürecinin ne zaman
sonlandırılması konusunda bilgi verilmeli.
|

 |
Çarpıcı bir makyaj için nasıl bir fırça
kullanmalı...
Kaliteli bir ruj, rüya gibi bir far seti, ipeksi görünümü
garantileyen bir pudra, mücevher gibi bir allık ya da tüm kusurları
gizleyen bir kapatıcı... Hepsi bir yana makyajın sihirli değneği
kesinlikle fırçalar! İşte, fırçaların doğru kullanım şekilleri,
özellikleri ve bakım yöntemleri. Yumuşacık allık fırçası: Allık
fırçası allığı birkaç hareketle yüzünüze eşit miktarda dağıtmanızı
sağlar. Gözlerinizde doğal bir etki sağlamak için kaşlarınız ve göz
kapaklarınızın arasına fırçada kalan fazla allığı sürebilirsiniz.
Fırçanızın yumuşak kılları olmalı ama yüzünüze uyguladığınız
işlemlere hakim olacak kadar da formunu koruyabilmeli.
Kaş
tarağı: Yeni sezonun en dikkat çeken detaylarından biri kalın
kaşlar! Artık kaşlar, keskin köşeli ve dağınık... Bunun için
kaşlarınızı bir süre hiç ellemeyin. Sadece kaş ve kirpik tarağı ile
gün içinde tarayın. Makasla ufak düzeltmeler de
yapabilirsiniz.
Kapatıcı için: Kapatıcı fırçaları
genelde kısa, küt ve kare şeklindedir. Kapatıcının, cilde daha iyi
nüfuz etmesini ve istenmeyen lekelerin kapanmasını sağlar. Bu
fırçaları göz çevreniz de dahil olmak üzere tüm yüzünüzde rahatlıkla
kullanabilirsiniz. Bu fırçayı sanki yüzünüze resim çiziyor gibi
kullanmanızda fayda var.
Pudra fırçası sert olmasın:
Büyük bir pudra fırçası iyi bir makyaj için en önemli adım!
Fırçanızın çok sert kılları olmamasına dikkat edin yoksa cildiniz
tahriş olabilir. Kılların uzun ve yumuşak olması başarılı bir
uygulama için idealdir. Fırçanıza ürünü çok yoğun almayın ihtiyaç
duydukça fırçanızı pudraya sürün. Doğal kıllı fırçalar daha sağlıklı
sonuç verir.
Dağınık gölgeler için: Bu sezon gözlerde
kara sürmeler değil, akıldan çıkmayan dağınık gölgeler hakim.
Genelde far fırçalarının kılları uca doğru yuvarlaklaşır, yumuşak ve
kısa kıllardan oluşur. Farınızın daha koyu görünmesini istiyorsanız
sünger uçlu bir fırça kullanabilirsiniz.
Kalem gibi:
Göz altınıza kalem çekmeyi sevmiyorsanız, küt uçlu fırçalar sizin
için ideal. Farın düzenli bir şekilde uygulanmasını sağlayan bu
fırçalarla göz altınıza sanki bir kalem kullanıyormuş gibi incecik
far sürebilirsiniz. Fırçayı kirpik diplerinize ve kaşlarınıza
uygulayarak boşlukları da kapatabilirsiniz
|
 | |
 |